Joseph Conrad

JOSEPH CONRAD ya da doğum adıyla Józef Teodor Konrad Korzeniowski, Rus yönetiminde Polonya’da çalkantılı olayların gölgesindeki bir dönemde, 3 Aralık 1857’de dünyaya geldi. Annesi ve babasınınki gibi milliyetçi faaliyetler Ruslar tarafından cezalandırılıyordu; her ikisi de Conrad daha çocukken hayatını kaybetti. Conrad’ı çocukluğundan itibaren dayısı Tadeusz Bobrowski büyüttü ve hayatı boyunca da onun için önemli bir insan oldu. Küçüklüğünden beri denizcilik hayalleri kuran Conrad, 1874 yılında Marsilya’da miçoluğa başladı; 1878 yılından itibaren İngiliz ticaret gemilerine katıldı. Denizcilik yıllarında edindiği tecrübeler edebiyatına yansımıştır. 1886 yılında İngiliz vatandaşlığını kabul eden ve usta denizcilik unvanını alan Conrad, yirmi yıl denizcilik yaptıktan sonra 1894’te emekli oldu; İngiltere’ye yerleşti ve tam zamanlı yazarlığa başladı. 1896 yılında Jessie George ile evlendi ve ilk romanı Almayer’s Folly’yi (Almayer’in Ahmaklığı) yazdı. Hemen bir yıl sonra Narcissus’un Zencisi geldi. Conrad’ın erken sayılabilecek döneminde birbiri ardına yazdığı büyük eserleri, İngiliz edebi modernizminde bir çığır açmıştır. Lord Jim (1900), Karanlığın Yüreği (1902), Nostromo (1904), Gizli Ajan (1907), Batılı Gözler Altında (1911) gibi romanlarda sergilediği ustalıkla dönemin İngiltere’sine aradığı taze kanı kazandırmış ve eleştirmenlerden takdir kazanmakta gecikmemişti; buna rağmen bugün başyapıtı olarak kabul edilen romanları ona o dönemde maddi başarı getirmemişti. Rahat yaşamaya ancak denizde geçen bir aşk romanı olan Chance’i (Talih, 1914) yayımladıktan sonra başladı. O yıl oğullarıyla birlikte memleketi Polonya’yı ziyaret etti. Conrad hayatı boyunca yazmayı sürdürdü; diğer eserlerinin arasında Gençlik (Youth, 1902), hayatından izler taşıyan The Mirror of the Sea (Denizin Aynası, 1906), The Secret Sharer, (Sırdaş, 1909), Zafer (1915), The Rescue, (Kurtarma, 1920) ve The Rover (Serüvenci, 1923) sayılabilir. 1923’te ziyaret ettiği Birleşik Devletler’de coşkuyla karşılanmış; ertesi yıl kraliyet tarafından şövalyeliğe layık görülmüş, fakat bu unvanı reddetmişti. 3 Ağustos 1923’te kalp krizi geçirdi ve öldü; Canterbury Mezarlığı’nın Katolikler için ayrılan kısmına defnedildi. Ölümünden sonraki yıllarda biraz itibar kaybetse de bu durum kısa sürede tersine döndü. James Joyce, Graham Greene, Virginia Woolf, Ernest Hemingway ve George Orwell gibi yazarlar Conrad’a borçlu olduklarını sıkça dile getirmektedirler. Edebiyatta modernist akımın öncülerinden kabul edilen yazar, bugün İngiliz ve dünya edebiyatının köşetaşlarından biridir.